Hedeflerimiz

 

Hedeflerimiz nedir?

1- İSVİÇRE ALEVİ TOPLULUĞUNUN KISA VADEDE HEDEFLERİ

a- IAT nin Bern'de kabulu için girişimler

b- Aynı girişimi faaliyet alanımızdaki kantonların (yerine göre şehirlerin de) kanunlarına göre değişik seviyelerde tanımını sağlayacak girişimleri yapma;

c- İAT ye sağlıklı bir mali zemin hazırlama imkamları;

d- İsviçre'de bulunan diğer alevi dernekleriyle ilişkier;

e- Türkiye'deki Barış, Halk ve Cem televizyonlarına (devamlı) yayın yapabilme imkanları aramak;

f- Ortak kullanabileceğimiz içinde bir cemevi, aşevi, misafirevi ve çeşitli kültürel faaliyetler yapılabilecek çokyönlü, mümkünse kira da getirebilecek bir İAT merkezi yapılması;

g- Gençlerle ve yetişkinlerle edep/erkân, oniki hizmet ve Alevi tarihi eğitiminin planlanması ve verilmesi;

h- Davet edeceğimiz konuşmacıları bu eğitim planları çercevesinde ele alma;

i- Diğer ülkelerindeki alevi dernekleri ve dernek toplulukları ile ilişki (Uluslararası Alevi Topluluğunu kurma);

j- İAT içi iletişim sorununa çözümler (Bütün üyelerin adresleri, telefonları, mail adresleri) kullanma;

2- İSVİÇRE ALEVİ TOPLULUĞUNUN UZUN VADEDE HEDEFLERİ

2.1 İsviçre’de Alevi toplumunun temel ve değişmez hedefi, Alevi öğretisini, inancını ve kültürünü bütün farklılıklarıyla ve incelikleriyle yaşatmak; çağdaş kentsel yaşam şartlarına uyum sağlayarak devam ettirmek; temel kaynaklarını ve tarihini araştırmak, eğitimini vermek ve tanıtmak; haklarını ve menfaatlerini korumak ve bu yönde ortak girişimlerde bulunmasını sağlamak.

2.2 İsviçre yaşantısında, Alevi toplumunun ortak çıkarları için, inanç hürriyetinin ve laikliğin tam uygulanmasını yakından takip etmek; eğitim, sosyal, kültürel, ekonomi ve siyasete yönelik konularda gerekli kararları almak; bunları gerçekleştirmek için çalışmak ve bu konularda diğer toplum kuruluşlarıyla işbirliği gerçekleştirmek; Alevi topluluğu ve İsviçreliler arasında karşılıklı anlayış ve dostluğun geliştirilmesine yardımcı olmak.

2.3 İsviçre Alevilerini, İsviçre’de ve İsviçre dışında temsil etmek, Türkiye’de ve diğer ülkelerde aynı amaçlar doğrultusunda çalışan Türk ve yabancı kuruluşlar ile ilişki kurmak ve işbirliği gerçekleştirmek.

2.4 Alevi Bâtınî İslam inanç ve kültürü aleyhinde nerede olursa olsun medya kuruluşlarınca veya herhangi bir kişi ya da kuruluş tarafından yapılan gerçekdışı ve maksatlı her türlü görsel, sesli ve yazılı yayına gerekli gördüğü cevabı vermek, tekrarını önlemek, hak ve hukukunu aramak ve bu yönde gereken bütün girişimleri yapmak.

2.5 Üye kurumların her türlü çıkarlarını üçüncü kişi ve kurumlara (tüzel kişilere, kamu tüzel kişilere ve gerçek kişilere) karşı korumak. Kurumlar arasında olabilecek anlaşmazlıklara çözüm getirmek.

2.6 İsviçre’de yaşayan Alevilerin en azından yaşadıkları bölgenin lisanını öğrenmelerine; özelliklerini, kültürünü, siyasi sistemini, sosyal yaşantısını daha iyi tanınmasına olanak yaratmak; İsviçre ve Türkiye resmi makamları, gerekirse İsviçre sivil toplum örgütleri ile bu istikamette birlikte çalışmak.

2.7 Üye kurumların Cemevi açmalarına yardımcı olmak; farklı yörelerden gelen, farklı alevi erkanlarına sahip üyelerinin cemlerini en iyi şartlarda yapmalarına; inanç ve kültürel alanda ihtiyaçlarını karşılamalarına yardımcı olmak.

2.8 İsviçre’de Alevi inanç önderlerini ve temsilcilerini desteklemek; bilgi ve eğitim seviyelerini daha da ilerletmelerine ve eğitici olarak daha iyi yetişmelerine yönelik çalışmalar yapmak.

2.9 Batınî İslamın ve Alevi inancının, geleneklerinin ve tarihinin ortaya çıkarılması ve öğretisinin tarihsel gelişimi için bilimsel araştırma ve incelemeler yapmak. Bu amaçlar doğrultusunda kurumlar ve kurullar kurmak ve ayrıca bu doğrultuda konferanslar, kurslar, seminerler, paneller, basın toplantıları düzenlemek ve yayınlar yapmak. Alevi kültür ve öğretisinin taşıyıcıları konumunda olan “Ulu” kişilerin anılarının yaşatılması için doğum ve ölüm yıldönümlerinde anılması için gerekli etkinlikleri düzenlemek.

2.10 Alevi gençlerinin Alevi inancı, öğretisi ve kültürü doğrultusunda demokratik, laik, sosyal ve çağdaş değer ve düşüncelerle, evrensel hukuk ilkeleri çercevesinde, insan hak ve hürriyetlerine saygılı bir biçimde yetişmeleri için çaba harcamak.

Bu anlamda Alevi gençlik örgütlenmelerini, gençliğe yönelik çalışmaları maddi ve manevi olarak desteklemek.

Gençlerin boş zamanlarının değerlendirilmesi, spora ve yararlı etkinliklere yönlendirilmeleri ve kötü alışkanlıklardan korunmaları doğrultusunda çalışmalar yapmak.

Başarılı gençlere burs olanağı sağlamak.

2.11 Kadın ve erkek eşitliğini esas alarak, kadınların örgütlenmesine, İAT ve üye dernek idarelerinde sorumluluklar alıp, daha faal olmalarına; kadın sorunlarının çözümüne yönelik çalışmalara özel önem vermek.

2.12 İAT Alevi inanç, kültür ve felsefesi gereğince ve İsviçre Anayasa ve kanunları çercevesinde, vatandaşlar arasında hiç bir dil, din, ırk ve kültür ayrımı yapmamak; hukukun evrensel ilkelerine, insan hak ve özgürlüklerine saygılı olmak; karşılıklı saygı, sevgi ve hoşgörü ortamının yaratılması, korunması ve devamlılığı için ve ırkçılık, yabancı düşmanlığı ve kökten dinciliğe karşı mücadele etmek.

2.13 Üyelerinin cenaze kaldırma işlerinde karşılaştıkları problemlerde yardımcı olmak. Alevi inancı doğrultusunda, İsviçre kurumlarında (hastaneler, hapishaneler v.b.) inanç hizmetleri vermeye çalışmak. İsviçre’de idari ve adli kurumlarla üye dernekler veya Alevi toplumu fertleri arasında ortaya çıkabilecek meselelerde aracı olup çözüm yolu bulmak. Çevre koruma çalışmalarını desteklemek.

2.14 İAT hiç bir kişi ve kuruluşun siyasi ve ticari amaç ve çıkarları için kullanılamaz ve hiç bir siyasi kuruluşa ve partiye bağlı olamaz.

2.15 Alevi inancının Türkiye’de, anayasal çerçevede yasal hak olarak kabul edilmesi ve bu hakkın korunması için teşvik çalışmaları yapmak ve destekleyici projeler üretmek.

 

One thought on “Hedeflerimiz

  1. Hanna Hekimyan

    Evet, bugün, 24 Nisan Ermeni soykırımının yıldönümü, aynı zamanda köhnemiş, yıkılmakta olan 600 yıllık Osmanlı ve başkenti Konstantinopolisin, yani İstanbul’un Batıllı güçlerce alınmasını engellemek için, Osmanlı çapulcu haydutlarının ömürlerini uzatmak için, ölüme bilerek sürülen 250 000 kişinin feryatlarının yeri gögü inletmesinin de yildönümü yapıldı (18 Mart idi)!!

    AMA FARK, ERMENİ SOYKIRIMININ BİR SAVAŞ OLMAYIP, SAVUNMASIZ SİVİL BİR KİTLENİN TOPLUCA YOKEDİLMİŞ OLMASIDIR!

    Türkler anadoluya geldiklerinde burada 3 milyon Ermeni yasiyordu,aynı dönemde Britanya adasının da nüfusu 3 milyondu. Soykırım çok yönlü ve sistematik şekilde gerçekleştirildi. 
    Zorla din değiştirme, ağır vergiler , savaşlar, kırımlar ve asimilasyon.
    Bugün deniz aşırı toprakları dahi saymazsak ingilizlerin nufusu 65 milyon olurken Ermeniler 40 bine indiler. !
    Bu insanların önemli bir bölümü din değiştirdi, bir kısmı göç etti, geri kalanı da “tehcir” adı altında ölüm yolculuklarında yok edildiler. 

    Vahşet mi diyelim?, katliyam mı diyelim?, dırama mı diyelim?. Canavarlık, barbarlık, vahşilik mi diyelim..? Yetmiyor, olanları anlatmaya yetmiyor!.. 
    Bir kaç örnek vermek gerekirse:

    İlki: 1915’te Osmanlı döneminde şimdiki Türkiye diye adlandırılan ve o dönem Osmanlı’nın Anadolu Toprakları diye bilinen bölgede Osmanlı’nın Ermenileri nasıl öldürdüğünü, kalanları yerinden yurdundan sürerek ölümü zamana yayıp, yavaş yavaş o insanların nasıl yok edildiğini anlatan bir hatıra…

    Bu çok eski görüntülerden, artı o dönemi yaşamış ve sağ kalabilmiş yaşlı insanların anlatıklarından oluşuyor. Binlerce…On binlerce…Yüz binlerce insan. Silahla, sopayla, taşla… Yanarak, aç bırakılarak, yorgunluktan, uykusuzluktan, susuzluktan, acıdan, utancından, kızgınlığından, öfkesinden, çaresizliğinden…ölmüş, öldürülmüş,ölüme terk edilmiş…. 

    Çünkü bunlar onlardan farklı bir dili konuşuyorlarmış. Çünkü bunlar onlardan farklı bir inanca sahiplermiş . Çünkü bunlar onlardan farklı gülüyorlarmış, eyleniyorlarmış, konuşuyorlarmış… Bu suç sayılmış. 

    Ikincisi ise, 1940-45 yılları arasında Avrupanın birçok ülkesinde dönemin siyasi-Askeri iktadırı olan Hitler faşizminin eğemenliği altında yaşıyan Yahudilerin Alman ulusu adına Hitler iktidarinda çektikleridir…

    Üçüncü örnek ise, 1994 yılında Ruwanda yaşanan vahşeti belgeliyen bir film… Ellerinde kılıç büyüklüğünde keserler, baltalar, silahlar ve sopalarla insanların nasıl öldürüldüğünü görüntülüyordu. Ben bugüne kadar böyle bir canavarlık görmedim ve düşünemezdim… bir insan bir insana nasıl böyle davrana bilir? Insan olan bir canlı yaratık başka herhangi bir canlıya dahi böyle saldıra bilirmi? Düşünemezdim, tahmin edemezdim… Sebebebi yine aynı. Kendilerinden olmuyan başka bir insan topluluğunu yok etmek ve ortada kaldırmak, silmek istemeleri. 

    İşte uluslar arası hukukta bu olayların isimlendirilmesine Jenosid deniyor. 

    Yani Bir insan topluluğunu; Çocuk, kadın, yaşlı insanlarda dahil olmak kaydıyla… savunmasız sivil bir halka bağlı bulunduğu, dini inancından dolayı, yada konuştuğu farklı bir dilden dolayı veya ayrı bir etnik yapıya sahip olduğundan dolayı yok edilmesi, öldürülmesi, katliyama tabi tutulması. Bunun bir pılan ve proje dahilinden gerçekleştirilmesi… 

    Bu olayın adına Jenosid deniyor, Türkçe soykırım anlamına geliyor!
    1915’de Ermeni soykırımı olmamışsa, dünyada hiçbir soykırım yaşanmamış demektir!!
    Oysa, 21. yüzyılda hâlâ, hamaset edebiyatiyla, aşağılık komplekslerin tatmin etmeye çalişan bu yaratıkların, soykırımla hunharca katledilen Ermeni ve Suryani halkın bugünkü torunlarından özür dilemeleri gerekirken, daha da bu «mutlu kutlu/mübârek » olayı, devşirme Osmanlinin devşirme torunlarına övünüp gururlanmalari için Çanakkale savaşı diye tarihi de değiştirilmiş bir eyleme girişmeleri ibret vericidir. Bugün, tarihin o en büyük vahşetlerinden birinin 100. yildönümünü devlet ve milletçe coşkuyla kutlamak (!), insanlik adına utanç, TC Devleti/Hükümeti ve Türk milleti adina ne büyük bir suç, çelişki, ahmaklık ve ibretlik örneği !.. 

    İslâmiyetin cihatcı, gazacı-fetihci, talancı, yayılmacı ve bunları inkâr eden takiyeci yönü, onu silah olarak kullananların dünyada en korkulan, en tehlikeli milletler olmasına sebep olmaktadır… Insanlık için en tehlikeli, lânetli, sefil ve ahmak toplumlar; işgalci, talancı, capulcu câni atalarının işgal, talan ve kıyımlarıyla övünen toplumlardır !.

    Bu coğrafyanın en kadim ve en kalabalık halklarından olan Ermeni, Süryani, Kürt ve Rum Halklarına uygulanan soykırım, tehcir ve sürgünlerin üstünü örtmek için sahte kutlamalar düzenlenmesi, en temel öge olan vicdanî olguya ve nesnelliğe büyük gölge düşürmektedir !… 

    Kendisiyle, geçmişiyle, doğrusu veya yanlışıyla hesaplaşmıyan birey, insan ve toplumlar: Elleri kirli, yüzleri kirli, ruhları kirli olarak yaşamaya mahküm olacaklardır.

    CİWAN KURKEN A.
    Hanna Hekimyan

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>